Tumgik
#kanayan yaralara
songeceresitali · 2 months
Text
Kimsenin önceliği olmadım, nasıl bir his bilmiyorum.
242 notes · View notes
hayalleripaslanan · 8 months
Text
Babam istediği kız olduğum sürece sevdi beni. Ben hem kendimle hem babamla savaştığım için bu kadar sertim. Her sert şey en ilk kırılandır...
9 notes · View notes
ata-1966 · 11 months
Text
Büyükannem, kanayan bir dize herkesin pansuman yapabileceğini, asıl önemli olanın kalpteki yaralara pansuman yapmak olduğunu söylerdi. Bir antibiyotik vücudunuzdaki bakterileri öldürebiliyordu ama yitirilmiş bir umudu yeniden canlandıramazdı.
✒️Ot Dergi
20 notes · View notes
yazan-kalem-siyah06 · 5 months
Text
Tumblr media
Dualarımız Yürekten olsun..Dularımız Birlikte olsun.. Dualarımız Kurtuluşa olsun..Dualarımız Dosta Kardeşe Dualarımız ÜMMETE Olsun.. Dualarımız Kanayan Yaralara OLSUN.. Bir dua gönderiyorum hepinize, ***SağIık, mutIuIuk, huzur oIsun, ***SevdikIeriniz yanınızda, ***Dünyanız barış doIsun, ***AIIah’ın seIamı üzerinize oIsun...CUMA AKŞAMINIZ MÜBAREK OLSUN...!
7 notes · View notes
nefesler · 9 months
Text
Kızıl rengi şaraptan bildik hepimiz ve içten içe ayıpladık. Ama bu kuytu, rutubetli odada sessizce kanayan bir şeyler vardı galiba*
(Zaman zaman geçmiş yaralara ışık tutar ve geç de olsa af dileriz.)
15 notes · View notes
perdesizkelimeler · 1 year
Text
Teşekkür ederim bayım. Peçete için ama bu peçete ile ne yapmalıyım. bilmiyorum. Gözyaşlarımı mı sileyim yahut kalbimdeki yaralara mı basayım. Onlar için bir peçete ne yazık ki yetmez. Boş verin aksın yaşar. Kanlar da aksın çokta önemli değil yıllardır akıyor zaten. Siz de herkes gibi gözlerinizi kapatın ama görmezden gelmeyin olur mu? O zaman kanayan yerler o kadar çok acıyor ki. Öleceğim zannediyorum. Bu acı bana dayanılmaz geliyor. Peçete uzatmak yerine yaralarıma dokunmayı deneyin bayım. Ben yaralarım dokununca iyileşiyor. Gerçekten birazcık acıyor ama her iyileşme iyi bir acı ile başlamaz mı? Bilemiyorum. Ama olsun... Ne mi olsun? Siz beni dinlemiyor musunuz? Boşverin öylesine anlatmıştım zaten.
12 notes · View notes
zeynebsahn · 2 years
Text
Bir yerinizi masaya çarptığında sizin de hep aynı yeriniz acıyor mu? Birine kızdığınızda hep aynı kişiye öfkeleniyor musunuz? Bir şeyin eksikliğini hissettiğinizde hep aynı kişiye sitem ediyor musunuz?
Gözyaşlarınız inci gibi akarken neye ağladığınızı bile unutup kendinizi hep aynı sevgisizliğe ağlarken buluyor musunuz? Hissettiklerinizi değersizleştirenlere artık bir açıklamayı bile çok görüyorsunuz. Kolunuzu masaya çarpıyor, oturup saatlerce ben neden sevilmedim diye ağlıyorsunuz. İnsan değer verdiğinden bekliyor hep ilgiyi, sevgiyi.. Hastalandığında alt komşusu arayıp hal hatır sormadı diye içlenmiyor mesela. Böyle böyle büyüyor ama asla alışamıyor. Bütün bir ömür neden sorusu ile savaşıyor.
Sonra bir şey oluyor. Bir düğüm çözülüyor, incelen bir ip kopuyor. Farkedilmeyen, zamanında sarılmayan, belki bir üflense iyileşecek olan yaralar kangren oluyor. Kanıyor, kanıyor.. Ve sonrasında da kesilip atılıyor. Kesip attığınız her şey acımaya devam ediyor, elinizle yokladıkça eksikliği hissediliyor ama artık kanamıyor.
Bazen maalesef kesip atmak gerekiyor. Anneniz, babanız, kardeşiniz, eşimiz, evladınız.. Bu kim olursa olsun eğer kangren olmaya başlamışsa, eğer kanayan yaralara merhem olunmuyorsa daha fazla kanatmak anlamsızlaşıyor. Değersizlik hissi, incinmişlik yarası bir ömür sizinle kalmaya devam etsede beklenti azaldığı için daha büyük hasarlara sebebiyet vermiyor.
Kangren olan yaraları, kesilip atılan uzuvları olan herkese selam olsun.
Buradayım. Buradayız. Bir inşirah duası kadar birbirimize yakınız.
42 notes · View notes
mlkay1453 · 2 years
Text
Beni ağlatan sen değilmişsin gibi her ağlayışımda sarıldığını hayal eder öyle sakinleştirirdim kendimi ama bu gece bunu yapamıyorum sarılmana bile izin veremiyorum ölene kadar beni seveceğini söyleyen iki gün önce öpücüklerle beni sakinleştiren sen bu gün bir başkana kelebeğim derken ben bunu yapamıyorum sarılmana izin vermek istemiyorum ama yine dokunuyorsun açtığın yaralara yine sarıyorsun kollarınla bedenimi ben bunu aşamıyorum bir başkasıyla aşk yaşadığını izlerken senden geçip kendime gelemiyorum yalvarırım bir daha dokunma kanayan yaralarıma çok acıyorlar...
3 notes · View notes
kelebekdolukavanoz · 2 years
Text
Gecenin karanlığı mı ruhuma yansıyor yoksa ruhumdaki karanlık mı beni bu denli geceye boğan? Düşünüyorum. Bütün yıldızlar intihar etmiş gibi gökyüzünden. Öylesine karanlık ve boş geliyor gözüme. Esen rüzgar iliklerime kadar hissettiriyor havanın soğukluğunu. Üşümeyi seviyorum, yaşadığımı hissettiriyor, insan olduğumu hatırlatıyor ve içimdeki yoğun acının gerçek olduğunu fısıldıyor. Acılarından zevk alan insanların hastalıklı zihinlere sahip olduğunu düşünürdüm, yüreğimi zehirli bir sarmaşık gibi saran acılarımdan zevk almaya başlayana dek. Alışıyorduk. Yine en alışmak istemediklerimize alışıyorduk. Ruhumun diz çöküp bedenimden onu özgür bırakması için yalvarışlarını gözmezden geliyor ve ellerinden tutup ayağa kaldırdığım ruhumun yaralarını yine kendim sarıyorum. Kanayan her bir yarama önce üflüyor sonra özenle sarıyor ellerim. Çocuklar yere düştüklerinde canı yanar, canı yanan yerlerine üflemeye başlar sanki geçecekmiş gibi ya da canının acısını hafifletebilecekmiş gibi. Yaralarıma üfledim, geçmedi. Geçmiş gibi kandırdım kendimi.
Acılarımın doldurduğu derin bir havuza itiliyor ve beni boğmasına izin veriyorum. İnsanlar acılarından nasıl kurtulurdu ki ? İtildiği havuzdan nasıl çıkabilirlerdi ?
Bazılarımız buna yenik düşüyor ve bedeninin nefes almasını sonlandırıyor. Zaten ölmüş bir ruhun, yaşayan bedeninden onu özgür kılıyorlar. Bir çıkış gibi gördüklerinden değil, hissettiklerinin son bulması için bunu yapıyorlar. Belki bir sona adım attığını ya da bu sonun belki de bir başlangıçtan ibaret olduğunu düşünmeden yapıyorlar. Düşünmüyor çünkü düşünürlerse vazgeçeceklerini biliyorlar.
Yoğun hislerim havuzu dolduruyor ve yüreğimi heyecan kaplıyor.
Kollarını açıp son adımını attığı çatıdan süzülüyor ve hissettiği son duygu yine korku oluyor. Aynı anda hem üşüyor hem yanıyor. Hem nefes alıyor hem de nefesi kesiliyor. Ölüm ve yaşam arafında kalıp zaman algısını kaybediyor. Hissettiği acıyı sonlandırmak yeni yaralara kucak açıyor. Kalbine ektiği umutsuzluk tohumları her nefes alışında filizleniyor.
Sonra kabulleniyorum, gökyüzünün yıldızların ihanetini kabullendiği gibi kabulleniyorum ve acılarımla yüzmeyi öğreniyorum.
Sıkı sıkıya yumduğu gözkapaklarını aralıyor ve hayalinde bir kez daha kendini ait hissedemediği dünyaya acılarını sunarak veda ediyor.
4 haziran 22
5 notes · View notes
Ruhuna aşık olduğum adamın ruhunda ne yara varsa teker teker saracağım izi bile kalmayana kadar güzelliklerle dolduracağım çünkü o en güzel şeylere layık yara izlerine kanayan yaralara değil hayatsa şayet bu yaraları açan o zaman bende hayata karşı savaşacağım ama o yaraların onun canını yakmasına müsade etmeyeceğim
0 notes
songeceresitali · 4 months
Text
Pes ettiğimden değil, olmayacağını gözüme soka soka gösterdiğin için vazgeçtim.
270 notes · View notes
hayalleripaslanan · 11 months
Text
Kırıldığım şeyleri gülerek anlatıyorum. Gözlerim doluyor , elim yumruk oluyor , gözlerim doluyor ama yinede gülerek anlatıyorum. Önceden ağlamamak için kendimi tutarken şimdi gülerek içimdeki yıkımı gizliyorum..
5 notes · View notes
gundembuca · 1 year
Text
AK Parti Buca Türkiye Yüz Yılına Hazır
Tumblr media
AK Parti Buca Türkiye Yüz Yılına Hazır AK Partili Kalfaoğlu "Bucamıza çeyrek asra damga vuracak projeler kazandırdık , kazandırıyoruz" AK Parti Buca İlçe Başkanı Avukat Hakan Kalfaoğlu, yıllardan bu yana yönetimde bulunan CHP'li Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'i çok sert sözlerle eleştirdi. Buca Belediye Başkan�� Erhan Kılıç'ı vizyonsuz ve biliçsiz olarak niteleyen Hakan Kalfaoğlu, “CHP'li Buca belediyesinin  yapamadıklarını var gücümüzle çalışarak gideriyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Bucamıza önümüzdeki çeyrek asra damga vuracak projeleri kazandırıyoruz. İzmir'e yapılan kamu yatırımlarının yüzde 50'si hamdolsun ilçemize geldi. 'Buca'da Yeşil yeşil' diye çığırtkanlık yapan Tunç Soyer evvela beceremedikleri Portakal Vadisi faciasına baksın. Vadide ağaç bırakmadınız. Yedigöller'de göl bırakmadınız. Fırat Fidanlığı'nda fidan bırakmadınız. Buca'nın ve İzmir'in yakasından düşün artık” dedi. AK Parti Buca İlçe Başkanlığı Buca Rüya Vadisi'nde Vefa Buluşması düzenledi. Gençlerin çoşkusunun damga vurduğu toplantıya; AK Parti İzmir İl Teşkilat Başkanı Nail Kocabaş, ilçe yöneticileri, mahalle başkanları ile AK Partililer katıldı. “Cumhurbaşkanımızdan ilham alıyoruz” Buluşmanın açılış konuşmasını yapan AK Parti Buca İlçe Başkanı Hakan Kalfaoğlu, yönetim olarak görevde oldukları 28 ayın özetini çıkardı. İlk olarak teşkilatın gözü kulağı olan uç beyleri olarak adlandırdıkları mahalle başkanlarını, teşkilat omurgasını ve yönetim kadrosunu oluşturduklarını ifade eden Hakan Kalfaoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan aldıkları ilhamla samimiyet ve gayretle geceli gündüzlü çalışmaya başladıklarını söyledi.
Tumblr media
“Üye sayımızı 60 bine çıkardık” İzmir'de bir ilk yaparak Teşkilat Koordinasyon Merkezi'nin açılışını gercekleştirdiklerini anlatan Hakan Kalfaoğlu, “Koordinasyon merkezimizde teşkilatlarımızla bir araya gelerek eğitim ve motivasyon çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Önümüzdeki süreçte Halk Eğitimi Merkezi ile ortaklaşa çalışarak ihtiyaç duyulan kursların açılmasını da sağlayacağız. 36 bin 138 üye ile devraldığımız emaneti bugün itibari ile 24 bin yeni üye daha kazandırarak AK ailemizi 60 bin 235 kişiye ulaştırdık. CHP'li Buca Belediyesi'nin yapamadığı ve eksik kaldığı sosyal yardımlaşma konusunda ihtiyaç sahibi vatadaşlarımızı yalnız bırakmadık. Sosyal yardımlarda da İzmir'de birinci olduk ve hamdolsun belediyeden daha fazla sosyal yardım yaptık” dedi. “Kanayan yaralara derman olduk” İzmir'de bir ilki daha gerçekleştirdiklerini ve artık parti binası içinde meclis üyelerine özel meclis üyesi odası açarak vatandaşların sıkıntılarını daha hızlı çözüme ulaşmasını sağladıklarını ve böylelikle Buca'nın sorunlarına direkt müdahaleler yaptıklarını belirten Hakan Kalfaoğlu, “Yıllardan bu yana Buca'nın kanayan yarası haline gelen Buca Cezaevini Genel Başkan Yardımcımız İzmir Milletvekilimiz Sayın Hamza Dağ, İzmir Milletvekilimiz Sayın Mahmut Atilla Kaya ve İl Başkanımız Sayın Kerem Ali Sürekli'nin desteği ile cezaevini ilçenin merkezinden kaldırmak da yine bizim görev süremiz içinde nasip oldu. Yine yıllardır atıl durumda duran ve Berlin Duvarı gibi Buca'yı ikiye bölen demiryolundan kurtardık. Türkiye'nin en hızlı yapılan modern hastanesi Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi bünyesinde bulunan Acil Durum Hastanesi'ni hizmete açtık. Ayrıca, İzmir'in ilk yataklı diş hastanesi ve bir çok yeni okul kazandırdık ve kazandırmaya devam edeceğiz” diye konuştu. https://www.youtube.com/watch?v=rezmbHMbtAQ Read the full article
0 notes
hvestq · 2 years
Text
Küçükken oyun oynar düşerdim, bisiklet sürer yüz üstü düşerdim, belki de en çok oynarken acıtan oydu, genelde avuç içlerimi toprağa bastırırdım, dizlerimi toprağa sipêr ederdim yüzümü bir yere vurmamak için, sonra dolan gözlerimle ayağa kalkmak için çabalar, ayağa kalktığımda ise ilk işim bisiklete bakmak olurdu. Ardından tekrar binerdim bisiklete, çizilen kanayan yaralara rağmen.
1 note · View note
zeriri-lal · 2 years
Text
Şu çirkin dünyanın pencere önü çiçekleri'ne;
Kaldırım taşları üzerinde, her adımında gözünden dökülen korların yere damladığı, ciğerini yaktığı gibi,kaldırım taşlarını da yaktığı,hâr olan gönlünde bıçak izleri,hiç el değmemiş yaraları oluk oluk kanayan kadın.Küf ve rutubetli bir odada yerdeki kilime diz çökmüş ,vücudunda ekseriyetle devam eden bir acı, yerde kıvranan bir çocuk bedeni.Ruhu daha hiç çocukluğun kekre tadını alamamış kadınlar,kefeni küçücük,toz pembe rengi, yalnızca üşüyen hiç ısıtılmak için uğraşılmamış parmak uçlarında gören,her gülüşlerine sigara basılmış gibi acıyan, kanayan,diz kapakları öpülesi,avuç içlerine şiir yazılası kadınlar...türkü gibi kadınlar.Cennetteki melekler,anılarını onların nabız boşluğuna dikmiş,cennette geçirdiği her ânı onlara hediye etmiş sanki.Cennetteki çocuk parkının varlığına yeryüzünde inandırılan kadınlar,geceleri gözlerinde şafağın bağrından sökülür gibi sökülen gözyaşlarıyla,gitmek için yalvarırlarmış.Bedeninde ve ruhunda dolu bıçak izleri olan kadınların elinden tütün efendim,sonra adınızı onların dudaklarından nasıl çıktığını dinleyin.Bir müzisyenin en esrarengiz parçasını seslendirir gibi çıkar adınız o kadınların ağzından.Ekmek kadar muhtaç, şu gibi duru,temiz.Sizler cennetin varlığıyla gurur duyun,biz kadınlar cehennemi isteriz, sizin cennet dediğiniz yerde bizi çok yaktılar efendim.Hani hâr olan gönle dokunmaktı hüner,zaman dokundu da siz duymadınız.Bizden âlâ şiir olmaz derlerdi,geride acı bir hayat hikayesi kaldı.Ne oldu efendim.Bir toplumun haykırışını bastırdığı kadınlarız, şu hayatta mecbur kaldığımız herşeyiz...herşeyiz.Bildiklerimizden dem vurduğumuz gerçekler ruhtaki şiddet izleridir.Sanıyorsunuz ki! Biliyorsunuz yağmurlu havalarda sokakta bir bankın üzerinde öylece oturan kadın ıslanmaya seviyor.Sanıyorsunuz ki! Yağmur yağarken kayalıkta dalgaları izleyen kadın denize âşık.Bir asır tutmuşta tek bir gözyaşı dökmemiş kadınların her bir incisininsaklar her bir yağmur tanesi.Derler ki! Her bir yağmur damlasını bir melek bırakır yeryüzüne .Bizim yalnızca yüzümüzü ıslatan damlalar,ruhunda pranga olan kadınların hiç okşanmamış saçlarını okşuyor,dokunmaya kiyilmayacak yüzlere acımasızca açılan yaralara üfluyordu.Ve tanrı adamı yarattı cümlesindeki o adamlar.Nefsini idam etmiş adamlar.Bir adamın çocukluğunu yakarlarsa yanar durur tüm adamlığı.Nereye ait bilmeden,göğsünde yanan sönmek bilmeyen bir ateşle, boş tren istasyonlarında 17.kez zihinlerinde ki bedeninin intaharını kaldıran,parmak uçlarında kayan yıldızları olan adamlar.Tanrı şeytanın inini cennete saklamış,daima cehennemin kendisi olan adamlar.Her tan yeri ağardığında bu adamların balkonları boş,küllükleri dolu,içinin canhıraş çığlığına rağmen bomboş bakan adamlar,sizin ruhunuza manolyalar ekili öylede bir güzel kokuyorki! Sizin ruhunuzun güzel kokusu,bizim avuç içlerine satırlarca şiir yazılan kadınların genzini yakıyor.Onlar sizin için çok ağladılar efendim.Bir bakışlık,bir nefeslik ömrü kötü adamların çürük nefesinde heba ederken.Nefsini idam etmiş adamlar.Bir uçurum yamacında veya terk edilmiş tren istasyonlarında kaybetmişliğin dizelerini kanla yazan...o adamların gözlerine bakın ya da balkonları da,onca karanlığa rağmen pencere önlerinde kaybettiği belkide hiç kazanamadığı kadınların misali gibi çiçekle dolu.Rakı edebiyatının kitabını yazan adamlar.Bu adamlar iyiki varlar,pencere önünüzdeki çiçekler hiç solmasın.
"Küçük kadınların büyük adamları"
44 notes · View notes